
| Kriter | Değer |
| Vizyon Tarihi | 21 Kasım 2025 |
| Film Kategorisi | Dram, Gerilim, |
| Yönetmen | Gürcan Keltek |
| Senarist | Gürcan Keltek |
| Yapımcı | Arda Çiltepe, Manuela Buono, Marc Van Goethem, Stefan Gieren, Fernanda Renno |
| Oyuncular | Cem Yiğit Üzümoğlu, Suzan Kardeş, Erol Babaoğlu, Ayla Algan (Merhume), Birce Bircan, Dilan Düzgüner |
| Ülkesi | Türkiye, İtalya, Almanya, Norveç, Hollanda |
| Platformlar | Sinema |
Akın’ın Zihninin İstifası: Sanatçı Olmak İsterken Deliren Adam
Filmin ana karakteri Akın‘ın hikayesi, günümüz İstanbul’unun yozlaşmış ve kaotik dokusu içinde başlar. Akın, son birkaç yılını hastanelerde geçirmiş, sisteme sıkışıp kalmış, öfkeli ve sarsılmış genç bir adamdır. Taburcu olduktan sonra eski hayatına dönmenin artık mümkün olmadığını anlar. Yönetmen Gürcan Keltek’in de belirttiği gibi, Akın temel olarak iyi bir sanatçı olmaya çalışırken deliren ve kendi mental sınırlarını zorlayan bir karakterdir.
Akın’ın zihni, dış dünyanın sertliğiyle baş edebilmek için kendi fantezileri ve rüyalarından oluşan bir koza örer. Bu durum, film boyunca gerçek ile gerçeküstü arasındaki muğlak çizgide ilerleyen bir anlatıma yol açar. Akın’ın gördükleri ve duydukları, kendi zihninin filtresinden geçerek deforme olur. Yönetmen Keltek, Akın’ın bu psikotik durumunu anlatırken, “Sanat posanı çıkarır ve sana hiçbir şey bırakmaz” cümlesini karakterinin durumu için anahtar olarak kullanmıştır.
Film, bu zihinsel çöküşü, İstanbul’un manevi ve mimari yapısıyla ilişkilendirir. Akın, dışarı çıktığı nadir anlarda tarihi yarımadadaki dinî anıtsal yapıları ve âlimlerin mezarlarını ziyaret eder. Bu ilahi ve kutsal mekânlar, onun için bir sığınak değil, aksine tekinsiz bir vecd (kendinden geçme) halini tetikleyen unsurlar haline gelir. Akın’ın yaşadığı sakatlık veya psikoz, şehrin mimarisi, pagan inanışları ve İslamiyet’in getirdiği kültürel katmanlarla iç içe geçerek, İstanbul’u karakterin iç dünyasının manzaraları olarak kullanır. Kötülüğün sıradanlaştığı ve merhametin yok olduğu semtlerin, onun zihninde şeytanların ve iblislerin yuvası olarak tezahür etmesi, filmin korku ve gerilim unsurunu metaforik ve psikolojik düzleme taşır.
Cem Yiğit Üzümoğlu’nun Dönüşümsel Performansı ve Oyuncu Kadrosu
“Yeni Şafak Solarken”, başrol oyuncusu Cem Yiğit Üzümoğlu için kariyerinde önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor. Genç oyuncu, canlandırdığı Akın karakterinin psikotik ataklarını, grandiyöz sanrılarını ve derin yalnızlığını büyük bir cesaret ve ustalıkla perdeye taşıyor. Üzümoğlu, rolüne hazırlanırken psikolojik hastalıkların olası her semptomunu çalıştığını ve yönetmenle birlikte karakterin ruhsal çöküşünün inandırıcılığını sağlamak için derinlemesine bir analiz yaptığını belirtmiştir. Onun bu zorlu performansında, kendini evrenin merkezi sanma halinden, çaresizliğe kadar uzanan geniş bir duygusal yelpaze sunulmaktadır.
Kadronun diğer tecrübeli isimleri de filmin atmosferine önemli katkılar sağlıyor:
Suzan Kardeş ve Erol Babaoğlu: Filmde, Akın’ın ailesini veya çevresindeki otorite figürlerini canlandırıyorlar. Erol Babaoğlu‘nun tiyatro ve sinemadaki deneyimi, Akın’ın zihninde kötülüğün tezahürü olarak gördüğü doktoru veya diğer baskıcı figürleri canlandırmasına zemin hazırlamıştır. Suzan Kardeş ise, filmdeki kaotik ve grotesk atmosferi dengeleyen veya derinleştiren roller üstlenmiştir.
Ayla Algan (Merhume): Türk sinema ve tiyatrosunun efsanevi isimlerinden merhume Ayla Algan da filmde yer almıştır. Algan’ın canlandırdığı rol, karakterin uhrevi arayışlarında karşılaştığı bilge bir figür ya da Akın’ın geçmişinden gelen bir anne/yol gösterici imgesi olabilir. Cem Yiğit Üzümoğlu’nun Ayla Algan ile aynı sahneyi paylaşmaktan duyduğu heyecan, karakterler arasındaki beklenmedik ve güçlü kimyanın altını çizmiştir.
Festival Başarısı ve Melez Anlatım Dili
Gürcan Keltek, daha önceki filmleri **”Koloni”, “Gulyabani” ve “Meteorlar”**da olduğu gibi, **”Yeni Şafak Solarken”**de de belgesel estetiği ile stilize kurmacayı birleştirerek kendine özgü bir dil yaratıyor. Görüntü yönetmeni Peter Zeitlinger (Werner Herzog filmlerinden tanınan) ile çalışılması, filmin kaotik şehir yapısını süzülen kamera sekansları, uzun takip sahneleri ve çarpıcı kadrajlarla öne çıkarmıştır. Zeitlinger, Adana Altın Koza’da En İyi Görüntü Yönetmeni ödülünü bu çalışmayla kazanmıştır.
Filmin eleştirmenlerden aldığı En İyi Film ödülü, Türkiye’nin politik ve ruhani haleti ruhiyesinin Akın’ın zihni üzerinden ustaca yansıtıldığına dair evrensel bir kabul görmüştür. Keltek, filmde doğaçlama ve gerçek mekânlarda çekim yaparak, “mış gibi yaparken gerçek olma” felsefesini benimsemiştir. Bu melez yaklaşım, izleyiciye karanlık, tekinsiz ve grotesk ama aynı zamanda derinlikli bir seyir deneyimi sunmaktadır. “Yeni Şafak Solarken”, sadece Akın’ın hikayesi değil, aynı zamanda huzur yerine tekinsizliği, inanç yerine hezeyanı bulduğu İstanbul’un da bir portresidir.



