DramFantastikKorku FilmleriRomantik

Vampir Günlükleri

  • Vizyon Tarihi: 10 Eylül 2009 – 10 Mart 2017
  • Film Kategorisi: Dram, Fantastik, Korku, Romantik
  • Yönetmen: Chris Grismer, Joshua Butler, Marcos Siega, Pascal Verschooris
  • Senarist: Julie Plec, Kevin Williamson, L.J. Smith (Kitap Serisi)
  • Yapımcı: Julie Plec, Kevin Williamson, Leslie Morgenstein, Caroline Dries
  • Oyuncular: Nina Dobrev, Paul Wesley, Ian Somerhalder, Kat Graham, Candice King, Zach Roerig, Michael Trevino, Matthew Davis, Joseph Morgan
  • Ülkesi: ABD
  • Platformlar: The CW, Netflix, Prime Video, BluTV

Mystic Falls’a Hoş Geldiniz: Isırılmaya Hazır Mısınız?

Eğer 2000’lerin sonunda gençseniz ya da o dönemin “vampir çılgınlığına” bir yerinden bulaştıysanız, The Vampire Diaries (Vampir Günlükleri) ismini duyduğunuzda kalbinizin bir tık hızlanmaması imkansız. “Alacakaranlık” filmiyle başlayan o soluk benizli, yakışıklı ve romantik vampir akımını alıp, üzerine bolca entrika, kan, büyü ve bitmek bilmeyen bir aşk üçgeni ekleyin; işte karşınızda sekiz sezon boyunca bizi ekran başına kilitleyen o efsane yapım!

Dizi, ailesini trajik bir kazada kaybetmiş olan Elena Gilbert’ın, okula yeni gelen gizemli (ve tabii ki inanılmaz yakışıklı) Stefan Salvatore ile tanışmasıyla başlıyor. Ama olay sadece “oğlan kızı sever, kız oğlanı sever” basitliğinde değil. Çünkü Stefan bir vampir ve peşinde de “ben kötü çocuğum ama aslında içimde yaralı bir ruh var” mesajı veren abisi Damon Salvatore var. Mystic Falls kasabası ise sandığımızdan çok daha kalabalık; kurt adamlar, cadılar, melezler ve köken vampirler derken kasabada normal insan kalmadı desek yeridir!

Bir Aşk Üçgeninden Fazlası: Stefan mı, Damon mı?

Makalemizin en can alıcı noktasına geldik. Yıllarca sosyal medyayı ikiye bölen o büyük soru: Team Stefan mı, Team Damon mı? Bir yanda Elena’ya olan aşkı için diyet yapan (evet, tavşan kanıyla beslenmek bir diyettir), efendi, dürüst ve “saçlarım her zaman mükemmel” diyen Stefan; diğer yanda ise “her şeyi yakarım ama Elena’ya dokunanı çiğ çiğ yerim” diyen, espri anlayışı ölümcül olan Damon.

Aslında dizi bu iki kardeşin arasındaki bağı o kadar güzel işliyor ki, bir noktadan sonra Elena’nın kimi seçeceğinden ziyade “bu iki kardeş birbirini ne zaman affedecek?” diye tırnaklarımızı yiyoruz. Tabii bu sırada Elena’nın her sezon başına gelen felaketlerden sağ çıkması da ayrı bir başarı hikayesi. Kızcağızın cenaze levazımatçısıyla akraba olması gerekiyordu ama o vampir olmayı tercih etti!

Karakter Analizi: Kim Bu Karizmatik Kan Emiciler?

Nina Dobrev (Elena Gilbert / Katherine Pierce): Nina, bu dizide sadece bir başrol değil, resmen bir oyunculuk şovu yapıyor. Bir yanda masum, iyilik timsali Elena; diğer yanda ise dizinin gelmiş geçmiş en eğlenceli kötüsü, entrikalar kraliçesi Katherine Pierce. Katherine’in o “hayatta kalma” hırsını izlemek, Elena’nın ağlamalarını izlemekten bazen çok daha keyifliydi, kabul edelim.

Paul Wesley (Stefan Salvatore): “İyi vampir” rolünü üzerine o kadar güzel dikmiş ki, vicdan azabı çektiğinde biz de onunla birlikte üzülüyoruz. Ama “Ripper” (Deşici) moduna geçtiğinde o efendi çocuk gidip yerine tam bir canavar geliyor ki, tadından yenmiyor.

Ian Somerhalder (Damon Salvatore): Dizinin yarısını sadece bakışlarıyla ve o meşhur “Hello, brother” repliğiyle sırtlayan adam. Kötü karakterden kahramana dönüşün en karizmatik hali. Esprileriyle, bencil ama aşık tavırlarıyla izleyicinin gönlüne taht kurdu.

Kat Graham (Bonnie Bennett): Dizinin gizli kahramanı. Arkadaşları kurtulsun diye ölmediği, dirilmediği veya acı çekmediği bölüm sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Mystic Falls’un sigortası resmen bu cadı kızımızdı.

Dizinin Unutulmaz ve “Damar” Replikleri

Vampir Günlükleri denilince akla gelen, duvarlara yazılacak cinsten bazı replikleri hatırlayalım:

  • Damon: “Ben kötüyüm Elena. Seni hak etmiyorum. Ama bencilim, bu yüzden seni yanımda tutuyorum.”

  • Stefan: “Yüzyıllardır yaşıyorum ve tek bir an bile seni sevmekten vazgeçmedim.”

  • Katherine: “Sevmek demek, zayıf olmak demektir. Ben asla zayıf olmayacağım.”

  • Damon: “Hello, brother.” (Bu cümleyi duyup da tüyleri diken diken olmayan yoktur herhalde!)

Neden Hala Vampir Günlükleri İzlemeliyiz?

Eğer hala izlemediyseniz (ki bu büyük bir eksiklik), ya da “özledim bir daha bakayım” diyorsanız; bu dizi sadece fantastik bir yapım değil. Dostluğun, aile bağlarının ve fedakarlığın dibine vuran bir hikaye. Tabii bu sırada her köşe başında birinin boynunun kırılmasına ya da kalbinin sökülmesine alışmanız gerekiyor. Mystic Falls’ta sıradan bir Salı günü işte!

Ayrıca dizinin müzikleri de tek kelimeyle harika. Her sahnede duygu patlaması yaşamanız için özenle seçilmiş şarkılar, sizi alıp o karanlık ama romantik atmosfere götürüyor. Son sezona geldiğinizde ise mendilleri hazırlayın, çünkü o final bölümü taş olsa çatlatır cinsten.

 Isırığına Sağlık Julie Plec!

Vampir Günlükleri, gençlik dramasıyla doğaüstü olayları en iyi harmanlayan dizilerden biri olarak tarihe geçti. Karakterlerin gelişimi, yan hikayelerin (The Originals gibi devasa bir yan dizi çıkardı!) derinliği ve bitmek bilmeyen temposuyla her daim izlenebilecek bir klasik. Eğer aşkın en karanlık ve en tutkulu halini görmek istiyorsanız, Salvatore kardeşlerin dünyasına davetlisiniz. Ama dikkat edin; burada aşk sadece kalbinizi değil, boynunuzu da yakabilir!

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu