
- Vizyon Tarihi: 29 Nisan 2026
- Film Kategorisi: Dram, Romantik
- Yönetmen: Paolo Sorrentino
- Senarist: Paolo Sorrentino
- Yapımcı: Indigo Film, The Apartment, Fremantle
- Oyuncular: Toni Servillo, Anna Ferzetti, Orlando Cinque, Massimo Venturiello
- Ülkesi: İtalya, Fransa
- Platformlar: Sinema, MUBI (Yakında), Apple TV+
Cumhurbaşkanı Olmak mı Zor, Baba Olmak mı?
Filmimizin merkezinde Mariano De Santis (Toni Servillo) var. Kendisi İtalya Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı. Yani adamın kartvizitinde “Ülkenin Babası” yazıyor. Ancak Mariano, sadece bir devlet adamı değil; aynı zamanda eşini kaybetmiş, dindar bir Katolik ve kendisi gibi hukukçu olan kızı Dorotea (Anna Ferzetti) ile yaşayan bir baba.
Görev süresinin sonuna yaklaşırken, Mariano’nun önüne iki adet “af dilekçesi” geliyor. “Alt tarafı iki imza, at gitsin” diyemiyor çünkü bu davalar Mariano’nun kendi kişisel geçmişiyle, ahlaki değerleriyle ve inancıyla öyle bir iç içe girmiş ki, adamcağız sarayın içinde adeta bir hayalet gibi dolaşmaya başlıyor. Sorrentino burada bize şunu soruyor: “Kanunların bittiği yerde vicdan başlar mı, yoksa vicdan kanunların en büyük düşmanı mıdır?” Tabii bu soruyu sorarken Roma’nın o muazzam mimarisini arkaya fon yapmayı da ihmal etmiyor; yani dertlenirken bile gözümüz gönlümüz açılıyor.
Toni Servillo: Yaşayan Bir Efsanenin Sessiz Çığlığı
Sorrentino ve Toni Servillo ikilisi, sinemanın “ayrılmaz ikilileri” listesinde ilk üçe oynar. Il Divo ve La Grande Bellezza (Muhteşem Güzellik) filmlerinden sonra bu ikilinin yeniden bir araya gelmesi, sinemaseverler için adeta bayram sabahı gibi.
Toni Servillo (Mariano De Santis): Servillo, bu filmde sadece bir Cumhurbaşkanını oynamıyor; o makamın altındaki yalnızlığı, yaşlılığı ve o bitmek bilmeyen vicdan azabını resmen yaşıyor. Adamın yüzündeki her bir çizgi, sanki İtalya’nın tüm anayasasını temsil ediyor. Hiç konuşmadığı sahnelerde bile, omuzlarının çöküklüğünden ne kadar büyük bir yük altında olduğunu anlıyorsunuz.
Anna Ferzetti (Dorotea): Mariano’nun kızı rolünde izlediğimiz Ferzetti, babasının hem en yakın dostu hem de en sert hukukçu rakibi. İkili arasındaki o “baba-kız-meslektaş” ilişkisi, filmin duygusal yükünü sırtlayan en önemli unsurlardan biri. Ferzetti’nin sahnelerindeki o keskin zekâ ve babasına olan şefkati, filmin soğuk siyasi havasını biraz olsun ısıtıyor.
Orlando Cinque (Colonnello Labaro): Albay rolündeki Cinque, Mariano’nun çevresindeki o katı bürokrasiyi ve devletin soğuk yüzünü temsil ediyor. Onun sahneleri, Mariano’nun içsel romantizmiyle dış dünyanın sert gerçekliği arasındaki o uçurumu gözler önüne seriyor.
Sorrentino Tarzı: Her Kare Bir Şiir
Paolo Sorrentino’nun filmlerini izlemek, bir sanat galerisinde iki saat geçirmek gibidir. La Grazia, yönetmenin en olgun yapıtlarından biri olarak kabul ediliyor. Filmde aksiyon bekleyenler hayal kırıklığına uğrayabilir; çünkü burada aksiyon, karakterlerin zihninde ve o muazzam uzun plan sekanslarda gizli. 2 saat 13 dakikalık sürenin her saniyesinde ışığın, gölgenin ve müziğin dansına tanık oluyoruz.
Sorrentino’nun İtalya’ya olan o garip aşk-nefret ilişkisi bu filmde de hissediliyor. Devletin o devasa, soğuk koridorları ile Mariano’nun dindar ve mütevazı iç dünyası arasındaki zıtlık, sinematografik bir şölen sunuyor. Yönetmen, “af” (La Grazia) kavramını sadece hukuki bir terim olarak değil, insanın kendisine karşı duyduğu bir merhamet olarak da işliyor.
Sarayın Sessizliğinden Yükselen Replikler
-
Mariano: “Adalet, bazen yasaların sessiz kaldığı yerde, bir vicdanın hıçkırığında saklıdır.”
-
Dorotea: “Baba, sen İtalya’nın Cumhurbaşkanısın ama hala kendi hayatının mahkûmusun. Bu af dilekçesini imzalayarak kimi özgür bırakmak istiyorsun; onları mı yoksa kendini mi?”
-
Mariano: “Tanrı affeder Dorotea, devlet ise sadece erteler. Ben ise hangisi olduğumu unuttum.”
-
Colonnello Labaro: “Başkanım, bazen en büyük sorumluluk, hiçbir şey yapmamaktır. Çünkü bazen merhamet, adaletin en büyük ihanetidir.”
Neden La Grazia İzlenmeli? (Eleştiri)
filmmodu.net.tr yorumu olarak şunu söyleyebiliriz: Bu film, hızlı tüketim çağında “yavaşlamanın” ve “düşünmenin” değerini bilenler için bir altın madeni. Eğer Paolo Sorrentino’nun o melankolik dünyasını seviyorsanız, La Grazia sizi hayal kırıklığına uğratmayacak. Toni Servillo’nun performansı ise muhtemelen 2026 ödül sezonunda bol bol konuşulacak.
Filmin tek handikabı, süresinin biraz uzun gelmesi ve hikayenin çok durağan ilerlemesi olabilir. Ama bu bir Sorrentino filmi; yani bir sahnede bir heykelin üzerindeki ışığı 30 saniye izlemeye hazırlıklı olmalısınız. O 30 saniyenin içinde aslında Mariano’nun tüm hayat hikayesi gizli.
Bir “Af” Hikayesinden Fazlası
La Grazia, 29 Nisan 2026’da vizyona girdiğinde sadece bir “cumhurbaşkanı dramı” olarak kalmayacak, insanın evrensel adalet ve merhamet arayışının bir simgesi olacak. Sorrentino ve Servillo iş birliği bir kez daha kanıtlıyor ki; sinema sadece hikaye anlatmak değil, bir hissi gözler önüne sermektir.
İyi seyirler ve unutmayın; bazen en büyük af, insanın kendisine duyduğu o küçük merhamettir!



