Bir Adam Yaratmak

- Vizyon Tarihi: 2026
- Film Kategorisi: Dram, Psikolojik, Felsefi
- Yönetmen: Murat Çeri
- Senarist: Necip Fazıl Kısakürek (Orijinal Eser), Murat Çeri (Uyarlama)
- Yapımcı: TRT, Nihat Özcan
- Oyuncular: Engin Altan Düzyatan, Serpil Tamur, Altan Erkekli, Deniz Barut, İsmail Hakkı Ürün
- Ülkesi: Türkiye
- Platformlar: Sinema, Tabii, TRT 1
Zihnin Labirentlerinde Bir Yolculuk: Bir Adam Yaratmak’ın Konusu
Film, başarılı bir yazar olan Hüsrev’in (Engin Altan Düzyatan), “Bir Adam Yaratmak” isimli bir tiyatro oyunu yazmasıyla başlıyor. Ancak bu oyun, sıradan bir kurgu değil. Hüsrev, oyununda annesini öldüren bir adamın ruh halini işlerken, bir süre sonra yarattığı karakterin kaderiyle kendi hayatı arasındaki çizginin inceldiğini, hatta yok olduğunu fark ediyor.
“Yaratmak” eyleminin sadece Tanrı’ya mahsus olduğunu, insanın ise ancak bir şeyler kurgulayabileceğini savunan toplumsal normlar ile Hüsrev’in kendi dehası arasındaki çatışma, onu adım adım çılgınlığın eşiğine sürüklüyor. Acaba Hüsrev mi oyunu yazdı, yoksa kader mi Hüsrev’i bir oyunun içine hapsetti? 157 dakika boyunca (evet, yanlış duymadınız, neredeyse bir uçak yolculuğu kadar!) bu sorunun cevabını ararken, kendinizi “Ben kimim, burası neresi, neden bu kadar çok düşünüyoruz?” soruları içinde bulabilirsiniz.
Devler Kadrosu: Engin Altan’dan Altan Erkekli’ye Oyunculuk Şöleni
Bir film 2 saat 37 dakika sürüyorsa, orada ya çok iyi aksiyon vardır ya da muazzam bir oyunculuk. Bir Adam Yaratmak, tercihini tamamen oyunculuktan yana kullanmış.
Engin Altan Düzyatan (Hüsrev): Diriliş Ertuğrul’un at sırtındaki kahramanını unutun. Engin Altan bu sefer elinde kılıçla değil, zihnindeki hayaletlerle savaşıyor. Hüsrev’in o entelektüel kibrini, korkularını ve yavaş yavaş deliliğe teslim oluşunu öyle bir oynamış ki, bir noktadan sonra “Engin Bey, gelin bir çay içelim, valla geçti hepsi” diyesiniz geliyor. Oyuncunun o melankolik ve sarsıcı performansı, filmin o ağır atmosferini omuzlarında taşıyor.
Altan Erkekli: Türk sinemasının “tatlı sert” bilgesi Altan Erkekli, filmde Hüsrev’in hayatındaki kilit karakterlerden birine hayat veriyor. Her zamanki ustalığıyla, hikayeye o ihtiyaç duyulan ağırlığı ve dengeyi katıyor. Altan Erkekli ekranda belirdiğinde, filmin o kaotik havası bir anlığına duruluyor ve gerçekçilik dozajı artıyor.
Serpil Tamur: Hüsrev’in annesi rolünde izlediğimiz Serpil Tamur, bir annenin evladının gözleri önünde eriyip gidişine tanıklık etmesinin verdiği o derin acıyı iliklerimize kadar hissettiriyor. Sahneleri az olsa da, bıraktığı etki devasa.
Murat Çeri’nin Cesur Rejisi ve Görsel Dili
Tiyatro sahnelerinde devleşen bir eseri sinemaya uyarlamak, mayın tarlasında yürümeye benzer. Murat Çeri, bu zorlu görevin altından başarıyla kalkmış. Filmin sanat yönetimi ve ışık kullanımı, Hüsrev’in ruh halini yansıtacak şekilde bazen boğucu, bazen ise aşırı aydınlık (ve bir o kadar da ürkütücü) tercih edilmiş.
2 saat 37 dakikalık süre, dijital çağın “hızlı tüket” mantığına bir meydan okuma niteliğinde. Yönetmen, izleyiciye “Dur ve düşün” diyor. Film boyunca kullanılan mekanların o tarihsel ve kasvetli dokusu, Necip Fazıl’ın kelimeleriyle birleşince ortaya adeta bir tablo çıkıyor.
Zihni Yakacak O Meşhur Replikler
-
Hüsrev: “Bir adam yarattım! Onu ben yarattım ama o beni öldürüyor! Kendi yarattığım canavarın kurbanı mı olacağım?”
-
Hüsrev: “Siz hiç aynaya bakıp da orada kendinizi değil, başkasının kaderini gördünüz mü?”
-
Doktor: “Delilik, gerçeği çok fazla görmektir Hüsrev. Sen sadece biraz fazla baktın.”
-
Hüsrev: “Düşünmek… Bir ur gibi beynimi yiyor. Keşke sadece bir taş olsaydım, hiç olmazsa kaderimden haberim olmazdı.”
Eleştiri: 157 Dakika Sabır mı, Yoksa Sanat mı?
filmmodu.net.tr olarak dürüst olalım; bu film “Hadi akşam bir şeyler izleyip kafa dağıtalım” diyenlere göre değil. Eğer kafanızı toplamak yerine daha da dağıtmak, hayatın anlamını sorgularken kendinizi koltukta iki büklüm bulmak istiyorsanız tam isabet!
Filmin en büyük eleştirisi süresi olabilir. Bazı sahneler o kadar uzun ki, “Hüsrev Bey, biz anladık meseleyi, sadede gelebilir miyiz?” diyebilirsiniz. Ancak bu uzunluk, karakterin o sıkışmışlık hissini izleyiciye geçirmek için bilinçli bir tercih gibi duruyor. Engin Altan’ın performansı filmi kurtaran en büyük unsur. Altan Erkekli ve Serpil Tamur gibi isimlerin varlığı ise filmin “nitelikli yapım” etiketini perçinliyor.
Kendi Kaderini Yazanların Filmi
Bir Adam Yaratmak, Türk sinemasında eksikliği hissedilen o “ağır psikolojik dram” boşluğunu 2026 yılında başarıyla dolduruyor. Murat Çeri’nin cesareti, Engin Altan Düzyatan’ın oyunculuk olgunluğuyla birleşince ortaya kaçırılmaması gereken bir yapım çıkmış.
İyi seyirler ve unutmayın; hayatta neyi yaratırsanız yaratın, sonunda onun esiri olmayın!



